Moda Haber Detayı
Eğer size hırçın Karadeniz’in durgun hikayesini anlatsaydım bu hikayenin konusu Kerpe limanı olurdu. Karadeniz koylarının en sakini, belki de en bakiri... Hafta sonları ‘Haydi bir bakalım’ gezilerimizden bir diğeri, antik kent üzerine kurulu bir balıkçı köyü, Kerpe. ![]() Sabahın ilk ışıkları aydınlatıyor yolumuzu. TEM’den İzmit-Kandıra’ya, oradan da güzel manzaralar eşliğinde Kerpe’ye ulaşıyoruz. Yakın zamana kadar haritalarda bile yer almayan kendi halinde bir balıkçı köyüymüş; fakat büyük bir hızla gelişmiş, şimdilerdeyse tipik bir tatil beldesi. Etrafı çam ormanlarıyla çevrili, Karadeniz’in hırçın dalgalarından uzakta durgun bir koy Kerpe sahili, ağzı batıya doğru bakıyor. Rüzgar almayan bir koyda olduğu için de durgun bir denize sahip. Bu tabii ki tüccar Cenevizlilerin gözünden kaçmıyor ve ticaret yapan gemiler yüzyıllar boyunca burayı sığınak olarak kullanıyorlar. Kaptanın Kahvesi’nde oturup sessiz Karadeniz’e doğru demli çaylarımızı yudumlarken karşı kıyıdan batık Ceneviz limanının kalıntılarına takılıyor gözümüz. Çaylarımızı içip fındık sobası da biraz ısındıktan sonra Kerpe’de bizi asıl heyecanlandıran kayalıklara doğru ilerliyoruz. Tepeden denize doğru yaklaştığımda kayalıkların oluşturduğu manzaradan hem ürküten hem de heyecanlandıran tarif edilemez bir duyguya kapılıyorum. İlginç bir jeolojik yapıya sahip. Güzelliği doğallığında, ürkütücülüğü de cesaretinde gizli kayaların. Aslında bu kayaların çok farklı bir özelliği var. Suyun içinde yumuşak, çıktıktan sonra sertleşmekte. Bu ilginç özelliği sebebiyle insan gücüyle dikdörtgen şeklinde kesilerek İstanbul’a getirilmiş. Sultanahmet Camii dahil birçok caminin yapımında kullanılmış. Hatta Anadoluhisarı’nın surları Kerpe’den çıkarılan kayalardan yapılmış. Bu tarihî özelliğiyle daha çok sevdiriyor kendini Kerpe. Sırtını çam ormanlarına dayamış bu şirin köyde bir diğer koydaki miço kayalıklarına gidiyoruz. Orman içerinden yol alırken kuru yaprak seslerine eşlik eden dalga seslerinin oluşturduğu senfoni mutlu ediyor bizi. Bir ara ağaç kökleri üzerinde yürüdüğümü fark ediyorum, ormandaki yollar ağaç kökleriyle kaplı. Aslında Kerpe ormanı da kayalıklar kadar ilginç, kupkuru dallar içinde yemyeşil kalmış yapraklar var. Ormanın hiç ummadığınız bir yerinde karşılıyor bizi miço kayalıkları. Bomboş, kendi halinde, mutlu bir koy. Paydalar ortak, biz de Kerpe’nin boş ve yalnız halini sevdik. Rusya’ya uzanan ufuk hattı ve kayalıklara bakmaya doyamıyoruz. Geri dönerken ormandan kente bir tutam neşe götürmek için minik minik kozalaklar alıyorum. Tabii ki ben de bir hatıra bırakıyorum, yanımda götürdüğüm çiçek tohumunu usulca bırakıyorum toprağa, bu hediyeleşmenin mutluluğuyla geri dönerken Karadeniz’in panoramik görüntüsü eşliğinde birçok koy geçerken, Kerpe’de denizin Karadeniz olduğuna inanmak gerçekten güç, o kadar sığ ve dalgasız ki, kışın gelen misafirlerini de sessizce selamlıyor. Akşam ışığını da son demlerine kadar yaşadıktan sonra bir günü dolu dolu Kerpe kıyılarında geçirmekle, bu kocaman dünyada küçük adımlar atmış olduk bilinmezlere. Sizler de hırçın bir denizin durgun hikayesini dinlemek ve görmek isterseniz, ocak ayının serinliğinde bekleriz Kerpe’ye... Ne yenir? Kerpe, balığıyla, Kandıra hindisi ve yoğurduyla ünlü. Buraya gelmişken kendinize mutlaka bir balık ziyafeti çekin. Mevsimine göre her çeşit balık bulmak mümkün. Kerpe’den gelirken bakraçlarda satılan manda sütünden yapılma yoğurt da alabilirsiniz. Nasıl gidilir? İstanbul’dan 1,5 saat uzaklıkta. Kandıra’ya 15 km. İstanbul-İzmit otobanında yol alırken Kandıra tabelalarına dikkat edin. Kandıra tabelasından sola döneceksiniz, Kerpe sessizliğiyle sizi bekliyor olacak.
|
Üye Girişi
Marka Haberleri
En Çok Okunanlar
Gözden Kaçanlar
Anket
| spor ayakkabıda tercih ettiğiniz marka |
| Adidas | |
| Puma | |
| Nike | |
| Diadora | |
| Kinetix | |
| Jump | |
| Kappa | |
| Lescon | |
| Reebok | |
| Umbro |

