Moda Haber Detayı
Osmanlı’nın son döneminde zengin aileler tarafından yaptırılan Eskişehir Odunpazarı evleri yeni bir proje ile turizme kazandırılmaya çalışılıyor. Nisan ayında bitmesi planlanan “Odunpazarı Evlerini Yaşatma Projesi” bin civarında tarihî evi kapsıyor. Osmanlı’dan günümüze hayatiyetini sürdüren, yorgun ama dinç, yaşlı ama mağrur Odunpazarı evleri … Geçmişin birikimini ve gücünü yansıtan, dillere destan hayat hikâyelerini içinde barındıran, tarihî Osmanlı evlerinin yaşamını gezmeye ne dersiniz? Odunpazarı’nın adını duyduğunuzda hayalinizde canlanan görüntüye sakın inanmayın. Osmanlı’nın en güzel mimarî özelliklerine sahip Odunpazarı evleri. Bu evler Osmanlı’nın son dönemine yakın gelir düzeyi yüksek aileler tarafından yaptırılmış. Ayakta kalan evlerin büyük bir kısmında insanlar oturuyor. Bir kısmı yıkılmış, yerine yenisi yaptırılmış. Bir kısmı da bakımsızlıktan çok iyi görünmüyor. Fakat herkesin yaşamayı hayal edebileceği güzellikte Odunpazarı evleri. Turizm açısından bakir kalmış bir yer. Safranbolu ve Beypazarı’nı ziyaret etmiş olanlar, gün yüzüne çıkmamış Odunpazarı evlerini yok olmaya terk ederek neler kaybettiğimizi çok iyi anlayacaklar. Ortak miras olarak kabul ettiğimiz bu kültürel değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmak için kolları sıvayan Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı, geçmişten aldığı mirası geleceğe miras bırakmak için harekete geçti. Sakallı, Odunpazarı’nı bir turizm kenti yaparak, Eskişehir’e yılda 250 bin turist, 5 bin kişiye istihdam ve 50 milyon YTL ekonomik girdi sağlamayı amaçlıyor. İmparatorluk kuran Cumhuriyet kenti Odunpazarı, Anadolu’da bütünüyle Türkler tarafından kurulan bir yerleşim yeri. Osmanlı, saltanatının ilk hutbesini burada vermiş. Yani bir cihan devletinin kurulduğu, temellerinin ilk atıldığı yer Odunpazarı. Zamanında bölgede odun satışı yapıldığı için pazar haline gelmiş ve ticarî öneminden dolayı “Odunpazarı” ismini almış. Şimdilerdeyse Odunpazarı olma özelliğinin izlerini sadece ahşap evlerde sürdürüyor. Bu kentin evleri dışında da birçok özelliği var. Bunların başında Kurşunlu Külliyesi geliyor. Odunpazarı’nın odak noktasında bulunan Kurşunlu Külliyesi’ne Mimar Sinan imzasını atıyor. Külliye, klasik Osmanlı mimarîsi özelliğini yansıtıyor. Mevlevîliğin merkezi olması ve birçok Mevlevî şeyhinin burada türbesinin olması, dinî turizm açısından önemli bir noktada. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in kayınpederi Şeyh Edebali’nin türbesi de burada. İçerisinde cami, aşhane, kervansaray, medrese ve şadırvan var. En ilgi çekici yerlerden biri de Mevlevîlerin çilehanesi. Odunpazarı’nda nereyi gezerseniz yolumuz hep Kurşunlu Külliyesi’ne çıkıyor. Bir Frig kenti üzerine kurulu Odunpazarı evleri, Türk sivil mimarîsinin en güzel örneklerinden... Odunpazarı sokaklarında gezerken evlerin doğayla ne kadar uyumlu yapılar olduğunu fark edeceksiniz. Odunpazarı evleri, tepeye doğru eğimli arazide manzarayı kapatmayacak ve havayı kesmeyecek biçimde yapılmış. Dar ve kıvrımlı sokaklardaki yokuşlarsa kısa olarak planlanmış, ne kadar hızlı yürürseniz yürüyün yorulmuyorsunuz. Evlerde kullanılan ahşap odunların hikâyesi de enteresan. Bu odunlar özel bir yöntemle kesilmiş. Çam ya da sedir ağaçlarını henüz kesmeden dış kabuğunu yarıyorlarmış. Ağaçlar da kendini korumak için reçine salgılıyor. Bu ağaçlara 1500 sene hiçbir şey olmuyor. En önemli özelliği de yanmaz olması. Ateşi etrafına alıyor; fakat içine oksijen gitmediği için yanmıyor ve çökmüyor. Evlerin eski ama dinç görünmesinin sebebi bu olsa gerek. Evler ailelerin büyüklüğü ve yaşam biçimi nedeniyle çok geniş. Evlerdeki cumbalarsa gelen misafiri rahat görebilmek için tasarlanmış. Dışarıdan içerisi görünmüyor; fakat içeriden dışarısı görünüyor. Alaturka kiremitli ahşap çatılar, işlemeli saçaklar, köşe kırmalı duvarlar… Bu zengin mimar ahşap işçiliği Türk, demir ve taş işçiliği ise Rum ustaların bir sentezi. Evler genellikle iki katlı. Birbirine bitişik ev çok az; çünkü avlu veya bahçe, evleri birbirinden ayırıyor. Bir de ortak fırın evleri var. Bu fırınlar birinin bahçesine kuruluyor ve 3-4 hane bu evde ekmek pişiriyor ve yalaklarda da ortak çamaşırlar yıkanıyor. Odunpazarı kocaman bir sülale gibi, mekânlarda hâlâ yaşayan ruhları hissetmek mümkün… Odunpazarı’nın geleneksel dokusuna büyük katkı sağlayan çeşmelerin birçoğundan su akmıyor. Buralar artık buluşma ve sohbet noktası halini almış… “Odunpazarı evlerini yaşatma projesi” Türkiye’de moda halini alan modernleşme sırasında bu evlerin fazla zarar görmemesinin nedeni; insanların buradaki evleri yıkıp yenisini yapmak yerine, kentin bugünkü düzlük alanına inip farklı yapılarda yaşamayı tercih etmiş olmaları. Bu durum dokunun korunmasını sağlarken diğer taraftan bu alanda hiç ticaret yapmayıp yalnızca konut alanı olarak tercih edilmiş olması yapıların bozulmasını engellemiş. Bütün bu unsurların Odunpazarı kentsel dokusunun günümüze kadar büyük oranda korunarak gelmesinde etkisi büyük. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna beşiklik etmiş Odunpazarı, evleriyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. ![]() Tarihî Odunpazarı bölgesi birinci dereceden sit alanı ilan edilerek, zamanın acımasızlığına dayanan, unutulmaya ve bozulmaya yüz tutmuş bu evler koruma altına alındı. Odunpazarı Belediyesi, sahip olduğu kültürel ve kentsel mirası gelecek nesillere aktarmak için, bu kıymetli yapıları “Odunpazarı Evlerini Yaşatma Projesi” adı altında gün yüzüne çıkarıyor. Bu proje çerçevesinde tarihî dokuları korumak, canlandırmak ve işlev kazandırmak üzere büyük adımlar atıyor. Bu projeye başta Kültür Bakanlığı olmak üzere, Anadolu Üniversitesi Mimarlık Bölümü, sivil toplum kuruluşları, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve bölge halkının büyük desteği var. Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı, Odunpazarı tarihî dokusunu ve içindeki tüm sivil mimarî özelliğiyle birlikte canlandırıp, bölgeyi tarihî, kültürel ve sosyal yönüyle Türkiye genelinde bir markaya dönüştürmek istediğini aktarıyor ve “Doğduğum topraklarla ödeşiyorum, mirası miras bırakıyorum.” diyor… Sadece evlerin restorasyonu değil sokakları da sağlıklandırma çalışması yaparak tamamen bir Osmanlı kentine dönüştürme çabası içindeler. Başkan, tüm bu çalışmalardan sonra bölge halkının bu evleri turizme açacağını söylüyor; yani restorasyonun ardından bu evlerin, bazılarında yemek yiyebilir, çay içebilir hatta konaklayabilirsiniz... Yani tamamen turizm kenti olmaya aday… Odunpazarı evlerinin ‘Safranbolu evleri’ gibi hayatiyet kazandırılıp turizme açılması gerekiyor. Odunpazarı evleri de Safranbolu ve en azından Beypazarı evlerine gösterilen değeri hak ediyor. ESKİŞEHİR HAMAM VE KAPLICALARI: Yeraltı suları ve sıcak su kaynakları açısından oldukça zengin olan Eskişehir’de, 35-55 derece arasında değişen çok sayıda hamam ve kaplıca var. Erler Kaplıcaları, Has Termal Kaplıcaları, Güneş Hamam gibi. Sıcak su birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Erler Hamamı : 0222 231 15 29 Bahçeli Hamam: 0222 221 72 42 Ferah Hamam: 0222 233 23 86 Ne yenir : Çiğ böreğiyle ünlü Eskişehir’de göceli ve ıslak tarhana, düğün köftesi çorbası, kalem dolması, geleneksel lezzetler arasında tadabileceğiniz birkaç yöresel yemek. Nerede kalınır: Yimpaş Hotel ve Kaplıcaları: 0222 221 77 79 Has Termal Kaplıcaları: 0222 458 13 14
|
Üye Girişi
Marka Haberleri
En Çok Okunanlar
Gözden Kaçanlar
Anket
| spor ayakkabıda tercih ettiğiniz marka |
| Adidas | |
| Puma | |
| Nike | |
| Diadora | |
| Kinetix | |
| Jump | |
| Kappa | |
| Lescon | |
| Reebok | |
| Umbro |

